Ankara
08:49

TR | CH | EN   
Pekin
13:49


Vakıf Başkanımız Hasan Çapan´ın Covid-19 Mücadelesi ile İlgili Düşünceleri

Vakıf Başkanımız Hasan Çapan´ın Covid-19 Mücadelesi ile İlgili Düşünceleri

Covid-19 virüsü küresel olarak dünyada yaşayan her bir bireyi etkilemekte ve yaşamlarını herhangi bir soyut toplum değerine göre değil, tam aksine evrendeki en küçük yaşam formuna göre hayatlarını düzenlemektedirler. Yeni düzenlemeler karşısında günümüzün kabul görmüş ergin ve iyi organize olmuş toplumları en çok etkilenen ve zarar görenleri olmaktadır. Bu toplumların başları olan devlet otoriteleri, hükümetleri, gerekli reaksiyonları göstermemiş, toplumlarını oluşturan bireylerini yalnız ve çaresiz bırakmışlardır. Bu siyasi erklerin, küresel sağlık krizinde ilgili müstacel sağlık tedbirleri almayarak başarısızlıkları ortaya çıkmış ve en kötüsü ise toplumlarını kargaşa ve felakete sürüklemektedirler.

Son günlerde özellikle Batılı basında Covid-19 salgını ile ilgili Çin’i, doğru bilgi paylaşmamakla, salgınla ilgili müdahalede geç kalmakla ve hatta Batı ile bilgi paylaşımında geç kalmakla itham eden beyanatlar ve haberler yer almaktadır. Hatta seçim dönemi yakın olan ve sergilemiş oldukları ihmal neticesinde, önlem almakta gecikerek binlerce vatandaşının ölümünden sorumlu olan bazı politikacılar, konuyu çarpıtarak ve saptırarak haksız yere Çin’i suçlamaktadırlar.

Gelişmelere objektif açıdan bakan herkes meselenin böyle olmadığını açıkça görecektir.

Her bir insan hayatı son derece nadide ve bir daha tekrarı mümkün olmayacağından son derece kıymetlidir.  İnsan kaybı açısından bakıldığında son yıllarda Irak’ta, Suriye’de, Afganistan’da, Libya’da velhasıl doğal kaynakların bol olduğu coğrafyalarda Batı’nın yarattığı ve desteklediği sanal teröristlerce yaratılan suni savaşlar ve işgaller ile milyonlarca insan, kadın, çoluk çocuk, yaşlı demeden katledilmiş ve hâlâ katledilmektedir. Hâl böyle iken insan hayatına hiçbir önem vermeyenler ve hatta insanların canını alan silahları milyar dolarlar harcayarak en etkili ölüm makinaları haline getirenler bugün ister ilahi adalet deyin isterseniz doğal bir olgu, Covid-19 virüsünün güçlü, güçsüz seçmeden öldürüyor olmasından müthiş bir korku duyuyorlar. Avrupa Birliği gibi temel değerleri olan bir topluluk kendi aralarında dahi bir dayanışma gösterememiştir. Birbirilerinin salgın için elzem maske, koruma giysileri, solunum cihazları gibi tıbbı malzemelerini zapt ederek birlik ruhlarını sarsmaktadırlar.

Domuz gribi salgını Güney Amerika’da başlamış ve Kuzey Amerika başta olmak üzere dünyaya yayılmıştır. Hiç kimse bu virüsü Meksika ya da Amerika virüsü diye adlandırmamıştır. Domuz gribinin ortaya çıkmasından salgın haline gelinceye kadar batı tam 6 ay boyunca salgını ilan etmemiş ve bu virüs dünyada yüzbinlerce kişinin ölümüne sebep olmuştur.

SARS ve MERS gibi salgınlardan ders çıkarmış olan Çin, Covid-19 salgınını 1 ay gibi kısa bir sürede fark etmiş, Başkan Xi Jinping liderliğinde dünyaya örnek teşkil edecek şekilde devlet- millet kenetlenmesi sergileyerek en sıkı önlemleri almış ve dünya ile virüsün elde edilen tüm bilgilerini paylaşmıştır. Bunlara ek olarak, Başkan Xi Jinping Wuhan’ı ziyaret ederek, Çin Halkı’na cesaret vermiş ve Halkını Covid-19 karşı savaşta nihai zaferi kazanmak için salgın önleme çabalarını sürdürmeye teşvik etmiştir.  Bugün Çin Halk Cumhuriyeti ihtiyaç duyan tüm ülkelere tıbbi personel yardımı dâhil her türlü maddi manevi desteği de vermektedir.

Türkiye’miz, benzer şekilde 5 milyonun üzerinde mülteciye ev sahipliği yaptığı halde salgınla son derece başarıyla mücadeleyi sürdürmektedir. Türkiye Cumhuriyeti siyasi erkleri başta Cumhurbaşkanımız, Sağlık Bakanımız, İç İşleri Bakanımız, Dış işleri bakanımız ve sağlık konusunda akil insanlar tarafından salgının başlarında salgını hafife almak yerine hızla sınırlarını kontrol altına alan, bilim kurulu oluşturmak suretiyle liyakati önde tutan bir irade göstermişlerdir. Ayrıca, son yıllarda sağlık sektörüne yapılan büyük yatırımlar ve bilimsel çalışmalar ve tabii iyi yetişmiş, fedakâr sağlık çalışanlarımızın cansiperane mücadelesi Türkiye’nin başarısının altında yatan önemli etkenlerdir. Üstelik müttefik dediği ülkeler Türkiye sınırlarında bir terör koridoru oluşturmak adına PKK terör örgütüne her türlü silah, para ve lojistik yardımları çekinmeden açıkça yaptığı bir dönemde.

Hâl böyle iken, bir an evvel Türkiye, Japonya ve Güney Kore gibi önlemler alarak hazırlanmak yerine yıllar önce ilginç bir şekilde virüsün adı, türü, yayılacağı yer gibi bilgileri keskin bir doğrulukla filmleştiren, kitaplar, makaleler ve raporlar yazanların neden önlem almadıkları, hiç bilmediklerini iddia ettikleri virüsün Nisan ayında yok olacağını nasıl söyleyebildikleri sorgulanmalıdır. Bu filmleri ve kitapları inceleyenler mevcut durum ile yıllar önce yazılan ve filmleştirilen senaryoların bugün nerdeyse bire bir uyumlu olduğunu görerek şaşırmaktadırlar.  Bu salgının batıda kurgulandığı akla çok yatkındır. Dünya Milletleri adına, eğer bir hesap sorulacaksa, bu senaryoları kurgulayan, yazan ve belki de uygulayanlardan, uluslararası bağımsız bir yargı organında gerekli araştırmalar yapılarak varsa sorumlulardan hesap dünya kamuoyu önünde sorulmalıdır.

Hâlbuki dünyayı karıştırmaya, silahlara ve savaşlara trilyonlarca dolarlar harcayacağına bu paraları kendi ülkelerinde sağlık altyapısına, insanların fakirlikten çıkartılacağı programlara harcasalardı, insanlara temiz yaşam alanları geliştirselerdi bugün bu kötü durumda olmayacakları aşikârdı. Sınırlarında milyarlarca dolar harcayarak duvar örenler bu paraları insanlarına harcayamazlar mıydı? Ne kadar kötü olursa olsun Böylesine bir salgın durumunda bile İran’a uygulanan ambargoların ağırlaştırılması hangi vicdana sığar.

Ancak, herkes bugün görüyor ki kaos ve savaşlar hep küçük bir kesimin zenginliğine zenginlik katmaya yarıyor ve Batı yönetimlerini ele geçirmiş bir grup yağmacının dünya çapında çıkar oyunları maalesef devam ediyor.

Son olarak; Ülkemizde ve diğer ülkelerde canla başla çalışan ve tüm fedakârlıkları gösteren tüm sağlık çalışanlarına şükranlarımı sunuyor ve her birini ayakta alkışlıyorum.

 




HABER KÖŞESİ
ETKİNLİKLER