Ankara
00:00

TR | CH | EN   
Pekin
05:00


Beijing insan hakları davasını güçlendirdi.

Çin Halk Cumhuriyeti'nin 1949'da kurulması Çin vatandaşlarının temel haklarının korunmasının kurumsal temelini attı. 1954'te kabul edilen ülke Anayasası halk demokrasisi, sosyalizm ilkelerini ve halk kongresi sistemini kurdu ve kurumsal olarak bütün devlet haklarının halka ait olduğunu garanti altına aldı ve vatandaşların temel haklarını ve yükümlülüklerini belirledi. Ve Halk Cumhuriyeti'nin Birleşmiş Milletler'de (BM) haklı yerini 1971'de almasından sonra, Çin küresel insan hakları meselelerine katılmaya başladı.

Reformun başlatılmasından bu yana Çin Komünist Partisi (ÇKP), halkın temel haklarını kullanabilmesi için halkın geçim ve hayat standartlarını iyileştirmek için ekonomik inşa üzerine odaklandı. Öte yandan, dışa açılma sayesinde, Çin diğer ülkelerin insan hakları pratiklerinden ders aldı ve uluslararası insan hakları meselelerine dâhil oldu.

Parti, Çin karakterli sosyalizmi kurarken, insanların mutluluğu için çalışmanın dışında, insan hakları anlayışını derinleştirdi ve insan haklarını korumak için yeni fikirler ve stratejiler öne sürdü.

İNSAN HAKLARI SÖYLEMİNİN MANTIKLI SİSTEMİ

Çin hükümeti 1991'de "Çin'de İnsan Haklarının Durumu" başlıklı bir resmi belge yayınladı. Belge "geçinmenin Çin halkının uzun zamandır peşinden koştuğu öncelikli bir insan hakkı olduğunu" ve gelişmekte olan ülkelerin halkları için "kalkınma hakkına öncelik verilmesi gerektiğini" vurguluyordu. Bu Çin'in insan haklarına karşı teme tutumunu yansıtıyor.

2004'te Anayasa'ya bir ek yapıldı ve "devlet insan haklarına saygı duyar ve korur" maddesi eklendi. 2007'de 17 ÇKP Ulusal Kongresi'nde Parti Tüzüğü'ne "insan haklarına saygı göstermek ve korumak" maddesi eklendi.

18. ÇKP Ulusal Kongresi'nden bu yana, ÇKP Merkez Komitesi Genel Sekreteri, Xi Jinping yeni dönemde insan hakları kavramını geliştirdi. Xi'nin insan hakları konusundaki yorumları insan hakları söyleminin mantıklı bir sistemini içermektedir.

İlk olarak, Xi "İnsan haklarının en iyi korunması yoktur, ancak iyi koruma vardır" ve "ÇKP ile Çin hükümeti her zaman insan haklarına saygı ve korumaya bağlıdır." dedi.

İkincisi, "Çin insan haklarının evrenselliği ilkesine Çin'in fiili koşulları ile bağdaşır biçimde bağlı olduğunu ve kendi ulusal koşullarına uygun bir insan hakları rotası tutturduğunu" ve "insan haklarının gelişmesinin evrensel olarak uygulanabilecek bir rotası olmadığını" vurguladı.

XI JINPING'İN SÖZLERİ DÜNYADA İNSAN HAKLARI PRATİĞİNİ ÖZETLİYOR

Üçüncüsü, Xi, Çin'in "insan-merkezli bir insan hakları kavramına sahip olduğunu", "geçinme ile kalkınma hakkının asıl insan hakkı olduğu" ve "halkın mutlu yaşamının en büyük insan hakkı olduğunu" kaydetti.

Dördüncüsü, Çin'in "bütün insanların ekonomik, siyasi, toplumsal, kültürel ve çevre haklarını koordineli bir şekilde savunduğunu, toplumsal eşitlik ile adaleti korumaya çalıştığını ve çok yönlü bir insani gelişmeyi desteklediğini" belirtti.

Beşincisi; Xi ayrıca Çin'in "iş birliği yoluyla kalkınmayı desteklediğini ve kalkınma yoluyla insan haklarını desteklediğini", "daha adil, eşit ve kapsayıcı bir küresel insan hakları yönetişimini ve insanlık için ortak bir geleceği ortak olarak kurmayı ve dünya için daha iyi bir gelecek kurmayı desteklediğini" söyledi.

Xi'nin sözleri sadece Çin'de değil genel olarak dünyada da insan hakları pratiğini özetliyor.

Çin'in insan hakları alanındaki başarılarının benzeri yoktur. Örneğin, geçen 40 yılda Çin 700 milyondan fazla kişiyi yoksulluktan kurtardı, bu küresel yoksulluğun indirilmesine yüzde 70 katkıda bulundu. Çin ayrıca BM Bin Yıl Kalkınma Hedefleri'nin yoksulluğu azaltma hedefine ulaşan ilk gelişmekte olan ülkedir.

ÇİN'İN İNSAN HAKLARI ALANINDAKİ BAŞARILARININ BENZERİ YOK

Çin'in İnsani Kalkınma İndeksi (HDI) ise, 1990'da 0,501'den 2018'de 0,758'e çıktı, bu yaklaşık yüzde 51,1 oranında bir artıştır ve Çin'i BM kalkınma Programı'nın 1990'da ilk kez küresel HDI'yı ölçmesinden bu yana, "düşük düzey"den "yüksek düzeyli insanı kalkınma düzeyine" çıkan tek ülke yapıyor.

Çin hükümeti vatandaşlarının eşit katılım ile eşit gelişme hakları koruyor ve geniş haklar ve özgürlüklere sahip olmalarını sağlıyor. Çin ayrıca, insan haklarının yasal olarak korunmasını güçlendirerek, hukukun üstünlüğünü geliştirdi.

Çin küresel insan hakları davasına da katkıda bulundu. 1,4 milyar nüfusa sahip ve dünyanın en büyük gelişmekte olan ülkesi olarak, Çin sadece ülke içinde insan haklarını destekleyerek küresel insan hakları davasına büyük katkıda bulundu. Çin ayrıca 16 uluslararası insan hakları anlaşmasını onayladı ya da katıldı, bunlar arasında altı merkezi BM insan hakları anlaşması var ve bunlara göre yükümlülüklerini yerine getiriyor.

"EKONOMİK KALKINMA" İNSAN HAKLARI İLE İLGİLİ SORUNLARI ÇÖZMENİN DE ANAHTARIDIR

Bunun yanında Çin, BM İnsan Hakları Komisyonu'nun 1982'den komisyonun yerine BM İnsan Hakları Konseyi'nin aldığı 2006'ya kadar üyesi oldu ve 2006'dan bu yana Çin beş kez konseye seçildi.

Çin insan hakları davasına sahip çıkarak, insan haklarının sosyalist bir toplumda değil, sadece kapitalist sistem altında korunacağı efsanesini yıktı. İnsan haklarının gelişmesi ile ilgili bir dizi yeni fikir ve insan haklarının korunması için yeni önlemler önerdi. Çin farklı ülkelerin farklı tarihleri, kültürleri ve siyasi sistemleri olduğu için, onların insan haklarının gelişmesi rotalarının da farklı olması gerektiğine inanıyor.

Özet olarak, ekonomik kalkınma insan hakları ile ilgili sorunları çözmenin de anahtarıdır. Bu nedenle ÇKP her zaman insanların hayatlarını ve geçim şartlarını iyileştirmek, insan haklarını daha iyi korumak ve uzun dönemde Çin ulusunun gençleşmesini gerçekleştirmek için kalkınmaya öncelik verdi.china daily




HABER KÖŞESİ
ETKİNLİKLER