Ankara
08:33

TR | CH | EN   
Pekin
14:33


Çin Kültürü

Çin Kültürü

Çin’deki Etnik Gruplar

Dünyanın en büyük nüfusuna sahip ülkesi olan Çin, çok sayıda etnik grubun bir arada yaşadığı birleşik bir ülkedir. 1 milyar 300 milyon nüfuslu Çin’de toplam 56 etnik grup yaşamaktadır.

Çin’deki etnik gruplar şöyledir: Han, Moğol, Hui, Zang, Uygur, Miao, Yi, Zhuang, Buyi, Kore, Man, Tong, Yao, Bai, Tujia, Hani, Kazak, Dai, Li, Lisu, Wa, She, Gaoshan, Lahu, Shui, Dongxiang, Naxi, Jingpo, Kırgız, Tu, Dawo’er, Mulao, Qiang, Bulang, Sala, Maonan, Gelao, Xibo, Achang, Pumi, Tacik, Nu, Özbek, Rus, Ewenke, De’ang, Bao’an, Yugu, Jing, Tatar, Dulong, Elunchun, Heze, Menba, Luoba ve Jinuo.

Han etnik grubu ülke nüfusunun %92’sini, azınlık etkinlik grupları da ülke nüfusunun %8’ini oluşturmaktadır. Han etnik grubu dışındaki 55 etnik grup, nüfuslarının Han’lara göre az olmasından dolayı “azınlık etnik gruplar” olarak adlandırılmaktadır. Azınlık etnik gruplar esas olarak, Çin’in kuzeybatı, güzeybatı ve kuzeydoğu kesimlerinde yaşarlar.

Uzun tarihi gelişme sürecinde Çin’de Han etnik grubunun esas olması temelinde bütün etnik grupları bir arada ve azınlık etnik grupların nispeten yoğun olarak bir arada yaşadıkları bir durum oluşmuştur. 55 azınlık etnik grubundan Hui ve Man etnik grupları Çince, geri kalanı gruplar ise kendi dillerini ve Çince’yi kullanmaktadır. 56 etnik grup 9 milyon 600 bin kilometre genişliğindeki topraklarda birlikte yaşayıp, Çin’in uzun tarihini ve parlak kültürünü yaratmıştır.

Çin’de İnanç

Budizm:

Birinci yüzyılda Çin’e gelen Budizm 4. yüzyılda yaygınlaşmaya başladı ve zamanla Çin’de en büyük etkiye sahip olan din haline geldi. Çin’dek i Budizm, Han Budizmi, Tibet Budizmi ve Güneyden Gelen Budizm olmak üzere üç gruba ayrılır. Çin’de toplam 200 bin rahip, 13 bin tapınak, 33 Budizm okulu ve 50’ye yakın Budizm ile ilgili gazete ve dergi bulunmaktadır.

Tibet Budizmi, Çin’deki Budizm mezheplerinden biridir ve genel olarak Tibet Özerk Bölgesi, İç Moğolistan Özerk Bölgesi ve Qinghai eyaletinde yaygındır. Tibet, Moğol, Yugu, Menba, Luoba ve Tu milletlerine mensup 7 milyon insan Tibet Budizmi’ne inanmaktadır.

Güneyden gelen Budizm, esas olarak Çin’in güneybatısındaki Yunnan eyaletine bağlı Xishuangbanna Dai Özerk İlçesi, Dehong Dai ve Jingpo Milleti Özerk İlçesi ve Simao bölgesinde yaygındır. Dai, Bulang, Achang ve Wa milletlerine mensup yaklaşık 1 milyon kişi Güneyden gelen Budizm’e inanmaktadır.

Han Budizmi’ne Han milletinden insanlar inanır ve Çin’in çeşitli bölgelerinde yaşarlar.

Taoizm:

Çin’de 2. yüzyılda doğan Taoizm, 1800 yıllık bir geçmiş sahiptir. Taoizm, Çin’de eski zamanlarda yaygın olan doğaya ve atalara tapma geleneğinden gelir. Tarihinde birçok mezhebe sahip olan Taoizm, daha sonra Quanzhen Taoizmi ve Zhengyi Taoizmi olmak üzere ikiye ayrılmıştır ve Han milletinde yaygınlaşmıştır. Çin’de 1500’den fazla Taoizm tapınağı ve 25 bin Taoizm rahibi bulunmaktadır.

İslamiyet:

İslamiyet, Çin’e 7. Yüzyılda gelmiştir. Çin’deki Hui, Uygur, Tatar, Kırgız, Kazak, Özbek, Dongxiang, Sala, Bao’an milletlerine mensup 18 milyondan fazla kişi İslam dinine inanır. Çin’deki Müslümanların büyük çoğunluğu Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi ve Ningxia Hui Özerk Bölgesi, Gansu, Qinghai ve Yunnan eyaletlerinde yaşamaktadır. Çin’in diğer eyalet ve şehirlerinde de Müslümanlar bulunur. Günümüzde Çin’de 30 binden fazla cami ve 40 bini aşkın imam vardır.

Hristiyanlık:

19. yüzyılda Çin’e gelmeye başlayan Hristiyanlık, Afyon Savaşı’nın patlak verdiği 1840 yılından sonra yaygınlaşmaya başladı. 1950 yılında Çin’deki Hristiyanlık çevresinde “kendi kendini yönetme ve beslenme ile kendi gücüne dayanarak yaygınlaşma” konulu hareket başlatıldı ve emperyalizmin etkisinin yok edilmesi, yurtseverlik ruhunun geliştirilmesine önem verildi. Çin’de 10 milyon Hristiyan, 18 binden fazla papaz ve 12 bini aşkın kilise ile 25 bin faaliyet yapılabilen yer bulunmaktadır.

Katolizm:

Katolizm 7. Yüzyılda Çin’e gelmiştir. Afyon Savaşı’nın patlak verdiği 1840 yılından sonra ise Çin’de yaygınlaşmaya başlamıştır. Günümüzde Çin’de 100 Katolik bölge, 5 milyon Katolik, 5000’e yakın kilise, 12 Katolik okulu bulunmaktadır. Son 20 yıl içinde 1500’ü aşkın genç papaz yetiştirildi ve bunların 100’den fazlası tahsil için yurtdışına gönderildi. Bunun yanı sıra Çin Katolik Derneği’nde 3200 rahibe bulunmaktadır. Her yıl yaklaşık 50 binden fazla kişi Katolik kiliselerinde vaftiz olur ve 3 milyondan fazla İncil basılır.

Çinliler Neden Kendilerine “Ejdarhanın Torunları” Der?

Çinlilerin kendilerini “Ejderhanın torunları” olarak adlandırmaları, tarihteki totem ve efsanelerden kaynaklanmaktadır.

Efsaneye göre, Çin milletinin atalarından Huang Di, Çin’i birleştirmeden önce “ayı”yı aşiretinin totemi olarak kabul etmiş. Huang Di, Çin’deki bütün kabileleri birleştirdikten sonra kendisine teslim olan aşiretlerin gönüllerini almak için “ayı” yerine “ejderha”yı yeni totem olarak kabul etmiş. Ejderha totemi, ayı toteminin başı ve yılan toteminin vücudundan oluşmuş. Aslında ejderha totemi, Huang Di’nin baba ailesi ve anne ailesinin birleştirilmiş hailymiş. Ejderhanın tuhaf görünüşü, Çin milletinin gelişmesini ve farklı etnik gruplar arasındaki kaynaşma sürecini yansıtıyor.

Huang Di tarafından belirlenen ejderha imajı daha sonra çeşitli resimlerde görülmeye başlamış ve yazıya dönüşmüştür. Yinxu kalıntılarından çıkarılan Jiaguwen yazılarındaki ejderha kelimesi, antik çağlara ait seramik parçalarında görülen ejderha motifleri, bunun örnekleridir.

Ejderhanın Çin milletinin atalarının yotemi olmasından sonra Çin milletiyle ejderha arasında yakın bağ oluşmuş ve ejderha ile ilgili birçok efsane ortaya çıkmıştır. Örneğin, Çin milletinin diğer atası Yan Di’nin Deng adlı kız ile gökteki ilahi ejdarhanın çocuğu, Huang Di’nin Fubao adlı kız ile “Kızıl Ejderha”nın oğlu olduğu söylenmektedir. Çin milletinin ataları “ejderhanın çocukları” olduğuna göre, Çinliler de doğal olarak “ejderhanın torunları” olarak kabul edilmektedir.

Çinlilerin Ad ve Soyadı Kültürü

Bir insan, ad ve soyadına doğduktan sonra sahip olur, daha sonra da toplumsal faaliyetlere ad ve soyadıyla katılır. Ad ve soyadı, insanları birbirlerinden ayırt eden önemli bir olgudur. Ancak, tarihte Çinlilerin ad ve soyadlarının rolü yalnızca bununla sınırlı değildir.

Tarihsel süreçte Çinlilerin ad ve soyadı kültürü, Çin milletinin maddi ve manevi yaşamının önemli bir parçası olarak siyasi, kültürel ve toplumsal faaliyelerde son derece önemli rol oynamıştır. Arkeolojik çalışmalar, bundan 1 milyon yıl önce bugünkü topraklarında yaşamaya başlayan Çinliler’in ancak bundan 5-6 bin yıl önceki anaerkil toplumda soyadı kullanmaya başladıklarını gösterir.

Qing Hanedanı döneminde yaşayan ünlü bilim adamı Gu Yanwu’nun yaptığı çalışmalara göre, Çin’deki en eski soyadların sayısı yalnızca 22’idi. Ancak daha çok soyadının, soylarının tükenmesiyle birlikte yok olma olasılığı da yüksek. Bununla birlikte varlığını sürdüren soyadları da büyük değişikliklere uğramıştır.

Qin Hanedanı’nın M.Ö. 3. yüzyılda Çin’i birleştirmesinden sonra Çin, 2 bin yıldan fazla süren feodal dönemden geçti, Hanedanlar defalarca değişti, her değişimde yeni yer isimleri, dolayısıyla da yeni soyadları ortaya çıktı. Bu nedenle soyadları, insanların ait olduğu toplumsal sınıfın simgesiydi. Soyadları etrafında özel bir kültür de oluştu. Bu kültür, soyların devam etmesiyle kuşaktan kuşağa varlığını sürdürdü. Çinlilerin yerleşik olan ata ve kök bilinci, bu kültürün çekirdeğidir.

Yabancı ülkelerde yaşayan Çinli göçmenler arasında anavatanına dönerek ataları anma ve köklerini arama geleneği bugün de sürdürülmektedir. Çin’in soyadı kültürü, eski çağlardaki belirli dönemlerin ürünü olarak Çin milletinin uzun tarihini yeni açılardan araştırmaya çalışanlar için zengin bir haline gelmiştir.   

 


HABER KÖŞESİ
ETKİNLİKLER