4-8 Eylül 2026 tarihlerinde, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde düzenlenen “Sincan’ın Yönetişim Tecrübesi ve Bu Tecrübenin Uluslararası Önemi” temalı sempozyuma ve bu vesileyle gerçekleştirilen Kaşgar ve Urumçi ziyaretlerine Türkiye-Çin Dostluk Vakfı Başkanı Hasan Çapan’ı temsilen katıldım.
Bu düzenleme, Dışişleri Bakanlığı Asya Pasifik Genel Müdürü sıfatıyla on yıl önce ziyaret ettiğim Sincan’ın bu kısa sürede ekonomik kalkınma, altyapı, şehirleşme, eğitim, mesleki becerilerin geliştirilmesi, ticaret ve halkın yaşam koşullarının iyileştirilmesi alanlarında sağladığı kayda değer ilerlemeyi yakından gözlemlememe imkân verdi.

Kaşgar’da gerçekleştirdiğimiz ziyaretler bu bakımdan özellikle dikkat çekiciydi. Sincan Pilot Serbest Ticaret Bölgesi’nin, Kaşgar’da bulunan Yatırımı Teşvik Merkezi ile Sınır Aşan E-Ticaret Sergisi ve Ticaret Merkezi, bölgenin yalnızca yerel bir ekonomik merkez olarak görülmediğini, Çin’i Orta Asya ve daha geniş Avrasya coğrafyasına bağlayan önemli bir ticaret ve lojistik kapısı olarak geliştirilmesinin hedeflendiğini gösteriyor.
Kaşgar Üniversitesi’nin yeni kampüsünde, eğitim altyapısına yapılan yatırımları, Kaşgar Teknik Koleji’nde gençlerin mesleki beceriler kazanmasına yönelik çalışmaları yakından gözlemleme imkânı buldum. Shufu’daki geleneksel etnik müzik aletleri üretim merkezinde ise, ekonomik kalkınma ile kültürel mirasın yaşatılması arasında kurulan ilişki özellikle dikkatimi çekti.
Bunlara, Kaşgar eski şehri, Id Kah Camii ve eski şehrin korunmasına ilişkin büyük ölçekli renovasyon çalışmalarını da eklediğimde, ziyaretimizin ekonomik kalkınmadan eğitime, kültürden şehirleşmeye kadar oldukça geniş bir perspektif sunduğunu düşünüyorum.

Urumçi’deki temaslarımız, Sincan’ın geçirdiği köklü dönüşümün farklı boyutlarına ışık tutar mahiyetteydi. Sincan Uluslararası Konferans ve Sergi Merkezi ile Urumçi Kültür Merkezinde ziyaret ettiğimiz sergiler, bölgenin yakın geçmişini ve son yıllardaki gelişimini, kapsamlı biçimde değerlendirme fırsatı sundu. Sincan Uluslararası Büyük Pazarı’nı ziyaretimiz ise, Urumçi’nin ticari canlılığını, kültürel çeşitliliğini ve gündelik hayatın dinamizmini doğrudan gözlemlememize imkân verdi.
Bütün bu ziyaretlerin bende yarattığı en güçlü izlenimlerden biri, ekonomik kalkınmanın yalnızca fiziki altyapı veya ekonomik göstergelerle sınırlı tutulmaması yönündeki kararlı yaklaşım oldu. Bölgede, eğitim, istihdam, mesleki beceriler, sosyal refah, kültürel hayat ve insanların geleceğe güvenle bakabilmesi hedefi, sürdürülebilir kalkınmanın birbirini tamamlayan unsurları olarak bütünsel çerçevede başarıyla ele alınmış.
Çok etnili ve çok kültürlü bir toplumsal yapıya sahip Sincan’ı ziyaretim sırasında, ekonomik ve sosyal gelişmenin halkın yaşam koşullarına güçlü olarak yansıdığını gözlemlemek benim için özellikle etkileyiciydi.
Farklı toplulukların ekonomik kalkınmanın imkânlarından eşit şekilde yararlanması, eğitim ve istihdam olanaklarının genişletilmesi ve toplumsal istikrar ile ekonomik gelişme arasında sürdürülebilir bir denge kurulmasına yönelik Sincan Uygur tecrübesinin, kalkınma ve yönetişim konularında uluslararası düzeyde incelenmeye değer önemli bir örnek oluşturduğunu düşünüyorum.

Kırk yılı aşan diplomatik kariyerim boyunca farklı toplumları ve kalkınma modellerini gözlemleme fırsatı buldum. Bu tecrübe bana, hiçbir ülkenin veya bölgenin yönetişim modelinin kendi tarihî, kültürel ve toplumsal şartlarından bağımsız değerlendirilemeyeceğini öğretti. Bu nedenle ülkelerin birbirlerini, doğrudan temas, karşılıklı saygı ve sahadaki gerçekleri görme iradesiyle anlamaya çalışmalarının son derece kıymetli olduğuna inanıyorum. Sincan ziyaretimizin en değerli yönlerinden biri de bizlere böyle bir doğrudan gözlem ve diyalog imkânı sağlamış olmasıydı.

Programın hazırlanmasından ulaşım ve konaklama düzenlemelerine, ziyaret edilen kurumlarda yapılan ayrıntılı bilgilendirmelerden, sempozyum süresince gösterilen yakın ilgiye kadar organizasyonun her aşamasındaki titizlik, bende son derece olumlu bir izlenim bıraktı. Bu sıcak misafirperverliği Türkiye’ye karşı gösterilmiş bir dostluk ve iyi niyet ifadesi olarak da değerlendirdim ve bundan büyük memnuniyet duydum.
Artık küresel güç haline gelen Çin ile bölgesinde önemli bir aktör olan Türkiye kökleri tarihin derinliklerine uzanan iki büyük medeniyetin temsilcileridir. Bugün ise iki ülke, hızla değişmekte olan uluslararası sistem içerisinde birbirlerini daha iyi anlamaya, karşılıklı güveni güçlendirmeye ve somut işbirliği alanlarını genişletmeye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor.
Bu çerçevede, Türkiye-Çin Dostluk Vakfı olarak, halklarımız arasındaki doğrudan temasların artırılmasının, akademik ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesinin ve karşılıklı anlayışın güçlendirilmesinin devletlerarası ilişkilerin uzun vadeli ve sağlam temelini oluşturması gerektiğine inanıyoruz.
Sincan Uygur Özerk Bölgesini ziyaretim bu inancı daha da güçlendirdi.
Türkiye ile Çin arasındaki ilişkilerin önünde geniş bir işbirliği ufku bulunduğunu düşünüyorum. Karşılıklı saygı, güven ve samimi diyalog temelinde hareket edildiği takdirde, iki ülkenin yalnızca ikili ilişkilerine değil, içinde bulunduğumuz geniş Avrasya coğrafyasının barışına, istikrarına ve refahına da önemli katkılar sağlayabileceğine inanıyorum.
Bu düşüncelerle, nazik davetleri ve gösterdikleri son derece sıcak misafirperverlik için Sincan Özerk Bölge yöneticilerine en içten takdir ve teşekkürlerimi sunuyor, bu vesileyle Türkiye-Çin ilişkilerinin geleceğine duyduğum güven, umut ve iyimserliği tekrar vurgulamak istiyorum.
Ersin ERÇİN, Büyükelçi (e)
Türkiye-Çin Dostluk Vakfı Başkan Yardımcısı



