21-02-2026
USD
43,83770
EUR
51,70410
GBP
59,18320
ALTIN
7183,04000
BİST
13.934,00
BTC
67.671,93
Foto Galeri
Video
Yazarlar
Nöbetçi Eczaneler
Hava Durumu
Namaz Vakitleri
Trafik Durumu
Süper Lig Puan Durumu ve Fikstür
Tüm Manşetler
Son Dakika Haberleri
Genel Admin
3433 İçerik
Genel
16 Şubat 2026 - 14:57
Çin Halk Cumhuriyeti Harbin Şehri Çin Halk Komitesi Başkanı Sayın Sun Zhe ve Heyetinin vakif ziyaretleri .karşılıklı fikir alış verişinde bulunuldu . Başkan
" Bu yil 4-7 şubat 2025 yılında Çin Harbinde yapılacak buz ve kar festivaline Tüm Halkımızı davet etti .;; Çin Halk Cumhuriyeti Harbin Şehri Çin Halk Komitesi Başkanı Sayın Sun Zhe ve Heyetinin vakif ziyaretleri .karşılıklı fikir alış verişinde bulunuldu . Başkan; Bu yil 4-7 şubat 2025 yılında Çin Harbinde yapılacak buz ve kar festivaline Tüm Halkımızı davet etti ."
Genel
16 Şubat 2026 - 14:57
Çin-Avrupa Arktik Ekspresi başlıyor
İstanbul Bridge yola çıkıyor;İstanbul Bridge adlı konteyner gemisi, Çin-Avrupa Arktik Ekspres Rotası’nın ilk seferi için 24 Eylül’de Ningbo Zhoushan Limanı’ndan yola çıkacak. Gemi, Arktik Okyanusu üzerinden İngiltere’nin Felixstowe Limanı’na sadece 18 günde ulaşacak.
Genel
08 Ocak 2026 - 09:30
违法的委内瑞拉事件以及毫无根据的涉及中国的人为场景
" 最近,委内瑞拉总统尼古拉斯·马杜罗违反外交惯例和国际法最基本的原则被带到美国接受美国审判,这一事实表明,全球体系已经越过了一个令人震惊的门槛。 另一个国家的执法机构“强行引入”国家元首标志着一个危险的时期,在这个时期,除了明显侵犯主权权利外,“有权势者的法律”取代了国际规范。 在对这一非法行为的分析中,有人声称,美国的干预将開創先例,大国将在邻近地区采取类似的步骤。 不幸的是,西方媒体和一些智囊团利用这种混乱的局面,把矛头转向中华人民共和国,并提出台湾问题,这是一个完全不相关的背景。 不合理的地缘政治主张,如“美国干预了委内瑞拉,中国将入侵台湾作为回应”,旨在操纵舆论。 在這一點上,強調兩個基本事實至關重要: 首先,中华人民共和国的外交政策理论是基于“和平共处”的原则。 中华人民共和国在其历史上,没有一次没有为自然资源开发或政权更迭的目的对其他国家进行军事干预,也没有遵循毁灭性的帝国议程。 中国的崛起不是军事入侵,而是贸易、技术和相互发展项目。 因此,将中国与西方的干预习惯相提并论是一个历史和政治错误。 其次,也最重要的是,台湾问题不是像委内瑞拉那样两个主权国家之间的冲突,而是中国的内部问题。 由于其历史、文化、民族和国际法所接受的“一个中国”原则,台湾是中国不可分割的一部分。 虽然中华人民共和国将与台湾和平统一定为主要目标,但将这一进程称为“占领”或“入侵”就是将这个问题与其背景脱节。 外國勢力干預這一內部事務的努力是錯誤的,將这违反国际法的委內瑞拉事件與臺灣聯絡起來也是惡意的。 美国通过中国制造的这些场景,以使其无视其他国家主权的行动合法化或转移,不应该受到尊重。 作为土耳其,最正確的態度是我们应该在尊重主权的原则框架内继续深化与中国的关系,不干涉内政。 以此来回應那些想拖累我們地區和世界陷入混亂的人。 Hasan ÇAPAN,土中友好基金会主席"
Genel
07 Ocak 2026 - 12:44
THE UNLAWFULNESS IN VENEZUELA AND FABRICATED SCENARIOS REGARDING CHINA
" January 7, 2026 The recent detention of Venezuelan President Nicolas Maduro by the United States violates diplomatic conventions and the most fundamental principles of international law. His transfer to the U.S. for trial further indicates that a worrying threshold has been crossed in the global system. The ""forcible abduction"" of a head of state by the law enforcement forces of another nation goes beyond a clear violation of sovereign rights; it signals a dangerous era where ""the rule of force"" replaces international norms. Analyses regarding this unlawful act suggest that this U.S. intervention will set a precedent and that major powers will take similar steps in neighboring geographies. Unfortunately, Western-centric media outlets and certain think tanks are seizing this chaotic situation as an opportunity to turn their focus toward the People's Republic of China, bringing up the Taiwan issue, which is a completely unrelated context. Preposterous claims such as ""The U.S. intervened in Venezuela, so China will invade Taiwan in response"" lack any geopolitical basis and are intended to manipulate public opinion. At this point, it is essential to underline two fundamental truths: First, the foreign policy doctrine of the People's Republic of China is built upon the Five Principles of Peaceful Coexistence. The People's Republic of China has never, at any point in its history, engaged in military intervention in other countries for the purpose of natural resource exploitation or regime change, nor has it pursued a destructive imperial agenda. China's rise is occurring not through military occupations, but through trade, technology, and mutual development projects. Therefore, comparing China with the West's interventionist habits is a historical and political error. Second and most importantly, the Taiwan issue is not a conflict between two sovereign states as in the Venezuela example, but is an internal matter of China. By virtue of its history, culture, ethnic structure, and the ""One China"" principle accepted by international law, Taiwan is an inseparable part of China. While the People's Republic of China has set peaceful reunification with Taiwan as a primary goal, portraying this process as an ""occupation"" or ""invasion"" distorts the context completely. Just as the effort of foreign powers to intervene in this domestic issue is wrong, associating the lawlessness experienced in Venezuela with Taiwan is equally malicious. No credence should be given to these scenarios produced regarding China, which are used to legitimize the U.S.'s actions that disregard the sovereignty of other nations or to divert attention. For Türkiye, we must continue to deepen our relations with China within the framework of respect for sovereignty, non-interference in internal affairs, and mutual benefit principles. Responding to those who wish to drag our region and the world into chaos by defending international law and diplomacy will be the most correct stance. Hasan ÇAPAN, President of TCFF"
Genel
07 Ocak 2026 - 12:42
VENEZUELA HUKUKSUZLUĞU VE ÇİN ÜZERİNE ÜRETİLEN YAPAY SENARYOLAR
"07.01.2026 Son günlerde Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun, Amerika Birleşik Devletleri tarafından diplomatik teamüllere ve uluslararası hukukun en temel ilkelerine aykırı bir şekilde alıkonularak yargılanmak üzere ABD’ye götürülmesi, küresel sistemde endişe verici bir eşiğin aşıldığını göstermektedir. Bir devlet başkanının, başka bir devletin kolluk güçleri tarafından “zorla getirilmesi”, egemenlik haklarının açık ihlali olmasının ötesinde, “güçlünün hukukunun” uluslararası normların yerini aldığı tehlikeli bir döneme işaret etmektedir. Bu hukuksuz eylem üzerinden yapılan analizlerde, ABD’nin bu müdahalesinin bir emsal teşkil edeceği ve büyük güçlerin komşu coğrafyalarda benzer adımlar atacağı öne sürülmektedir. Ne yazık ki, Batı merkezli medya organları ve bazı düşünce kuruluşları, bu kaotik durumu fırsat bilerek okları Çin Halk Cumhuriyeti’ne çevirmekte ve tamamen ilgisiz bir bağlam olan Tayvan meselesini gündeme getirmektedir. “ABD Venezuela’ya müdahale etti, Çin de buna karşılık Tayvan’ı işgal edecek” şeklindeki akıldışı ve hiçbir jeopolitik temele dayanmayan iddialar, kamuoyunu manipüle etmeye yöneliktir. Bu noktada iki temel gerçeğin altını çizmek elzemdir: Birincisi, Çin Halk Cumhuriyeti’nin dış politika doktrini, “Barışçıl Birlikte Yaşama” ilkeleri üzerine kuruludur. Çin Halk Cumhuriyeti, tarihinin hiçbir döneminde doğal kaynak sömürüsü veya rejim değişikliği amacıyla başka ülkelere askeri müdahalede bulunmamış, yıkıcı bir emperyal ajanda izlememiştir. Çin’in yükselişi askeri işgallerle değil, ticaret, teknoloji ve karşılıklı kalkınma projeleriyle gerçekleşmektedir. Dolayısıyla Çin’i, Batı’nın müdahaleci alışkanlıklarıyla kıyaslamak tarihsel ve politik bir hatadır. İkincisi ve en önemlisi, Tayvan konusu, Venezuela örneğindeki gibi iki egemen devlet arasındaki bir çatışma değil, Çin’in bir iç meselesidir. Tarihi, kültürü, etnik yapısı ve uluslararası hukukun kabul ettiği “Tek Çin” ilkesi gereği Tayvan, Çin’in ayrılmaz bir parçasıdır. Çin Halk Cumhuriyeti, Tayvan ile barışçıl yeniden birleşmeyi temel hedef olarak koymuşken, bu süreci bir “işgal” veya “istila” gibi lanse etmek, meseleyi bağlamından koparmaktır. Yabancı güçlerin bu iç meseleye müdahil olma çabası ne kadar yanlışsa, Venezuela’da yaşanan hukuksuzluğu Tayvan ile ilişkilendirmek de o derece art niyetlidir. ABD’nin, başka ülkelerin egemenliğini hiçe sayan eylemlerini meşrulaştırmak veya hedef saptırmak adına Çin üzerinden ürettiği bu senaryolara itibar edilmemelidir. Türkiye olarak bizler; egemenliğe saygı, iç işlerine karışmama ve karşılıklı fayda prensipleri çerçevesinde Çin ile ilişkilerimizi derinleştirmeye devam etmeliyiz. Bölgemizi ve dünyayı kaosa sürüklemek isteyenlere, uluslararası hukuku ve diplomasiyi savunarak cevap vermek en doğru tavır olacaktır. Hasan ÇAPAN, TÇDV Başkanı"
Genel
30 Aralık 2025 - 21:52
Türkiye Çin Dostluk Vakfı ve Çin Ankara Büyükelçiliği, Geleneksel Yılbaşı Yemeğinde Bir Araya Geldi
" Türkiye Çin Dostluk Vakfı ve Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği işbirliğiyle düzenlenen ""Geleneksel Yılbaşı Yemeği"", 26 Aralık 2025 tarihinde vakfımızın Ankara şubesinde gerçekleştirildi. Türk ve Çin dostluğunu pekiştiren bu özel geceye siyaset, diplomasi, akademi, basın ve iş dünyasından yaklaşık 70 seçkin davetli katıldı. Türkiye Çin Dostluk Vakfı Başkanı Sayın Hasan Çapan ile Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Sayın Jiang Xuebin’in ev sahipliğinde düzenlenen yemek, iki ülke arasındaki köklü ilişkilerin sıcak bir atmosferde kutlandığı anlamlı bir buluşmaya sahne oldu. Geceye; Emekli Büyükelçi Ünal Çeviköz, Emekli Büyükelçi Ersin Erçin, Eski Başbakan Yardımcısı Şükrü Sina Gürel, Eski Devlet Bakanı Ufuk Söylemez, Eski Milletvekili Hüseyin Kocabıyık ve Emekli Tuğgeneral Haldun Solmaztürk gibi devlet yönetiminde ve diplomaside önemli görevler üstlenmiş isimler teşrif etti. Çok sayıda değerli akademisyen, gazeteci, yazar ve iş insanı da bu dostluk sofrasında bir araya geldi. Samimi bir ortamda gerçekleşen yemekte yapılan konuşmalarda, Türkiye ve Çin arasındaki işbirliğinin ve kültürel bağların güçlendirilmesinin önemi vurgulandı. Katılımcılar, yaklaşan 2026 yılına dair umutlarını dile getirirken, yeni yılın her iki ülke halkına ve tüm dünyaya barış, refah ve mutluluk getirmesi temennisinde bulundu. Türkiye Çin Dostluk Vakfı olarak, bu güzel geceye katılarak dostluğumuzu paylaşan tüm konuklarımıza teşekkür eder, 2026 yılının başarılarla dolu geçmesini dileriz."
Genel
04 Aralık 2025 - 10:13
Urumçi-Yuli Otoyolu, Xinjiang’ın kalkınmasında dönüm noktası olacak
" Çin’in Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Urumçi-Yuli Otoyolu'nun ana inşaat çalışmaları tamamlandı, projenin kilit yapısı olan Tanrı Dağları Zafer Tüneli’nin tamamlanmasına ise kısa bir süre kaldı. Otoyolun bu ay sonunda trafiğe açılması bekleniyor. Tanrı Dağları, Xinjiang’ın merkezinde yer alan doğal bir coğrafi engel olarak tarih boyunca bölgenin güneyi ile kuzeyi arasındaki ulaşımı ciddi şekilde kısıtladı. Urumçi-Yuli Otoyolu'nun hizmete girmesiyle bu olumsuz tablo tamamıyla değişecek. Xinjiang'daki kamyon şoförleri artık çok iyi biliyor: Eskiden Urumçi'den bölgenin güneyinde bulunan Korla şehrine gitmek için Turfan-Toksun veya İli Vadisi güzergâhından dolanmak gerekiyordu. Bu 480-520 kilometrelik yolculuk yaklaşık 7-8 saat sürüyordu. Ayrıca, bu rotalarda çok sayıda dağ yolu ve keskin virajlar bulunuyor, kış aylarında bazı yüksek rakımlı kesimler sık sık ulaşıma kapanıyordu. Şoförler yüksek risk ve maliyetle karşı karşıya kalıyordu. Urumçi-Yuli Otoyolu'nun açılmasıyla yolculuk süresi yaklaşık 3 saate düşecek. Aynı zamanda, yol güvenliği de önemli ölçüde artacak. Urumçi-Yuli Otoyolu'nun inşası, yüksek rakımlı dağlık arazideki çetin doğa koşulları ve karmaşık jeolojik yapı nedeniyle büyük zorluklar ile karşı karşıya kaldı. Projenin ana güzergâhının yüzde 40’ı köprü ve tünellerden oluştu. Bu tünellerin inşası için 16 fay hattının geçilmesi gerekti. Özellikle 21,13 kilometre uzunluğundaki Tanrı Dağları Zafer Tüneli'nin tamamlanması, Çinli işçilerin azmini gösterdi. Çin yapımı sondaj makinesiyle açılan 706 metrelik düşey kuyu dünya rekoru kırdı. Urumçi-Yuli Otoyolu'nun inşasında, Tanrı Dağları’ndaki ekolojik denge titizlikle korundu. İnşaat atık suyu üç kademeli arıtma sistemiyle 2. sınıf yüzey suyu kalitesine dönüştürülüp temizlendi ve yeniden kullanıma sunuldu. İnşaat alanları, hayvanların göç rotaları dikkate alınarak planlandı. Hatta iş makinelerinin bitki örtüsünde bıraktığı tekerlek izleri bile sonradan onarıldı. Olağanüstü koşullar altında inşa edilen Urumçi-Yuli Otoyolu'nun değeri paha biçilemez. Öncelikle Xinjiang’ın kuzeyi ile güneyi arasındaki yolculuk süresi 7 saatten 3 saate düşecek. Yüksek rakımlı kesimlerden geçmeyen yeni güzergâh sayesinde kışın kar fırtınaları nedeniyle yaşanan otoyol kapanmaları artık son bulacak. Tanrı Dağları’na yakın olan Urumçi, Hoşut ve Korla kentlerindeki turizm ve hizmet sektörü canlanacak, tarım ürünleri işleme endüstrileri büyük bir ivme kazanacak. Bölgede yaşayanlar için, akraba ziyaretleri, sağlık hizmetleri ve eğitime erişim kolaylaşacak. Güney Xinjiang’daki enerji kaynakları, madenler ve tarım ürünleri Kuzey Xinjiang ve ülkenin doğu kesimlerine çok daha hızlı ve verimli şekilde ulaştırılacak. Kuzey Xinjiang’daki sermaye, teknoloji, ekipman ve uzman yetenekler Güney Xinjiang’a akacak. Lojistik maliyetleri önemli ölçüde düşecek, Xinjiang bölgesinin endüstriyel yapısı düzeltilecek ve kırsal kalkınmaya önemli katkı sağlanacak. Yazar: Zhi Wuyan Kaynak:CMG "
Genel
04 Aralık 2025 - 10:12
Çin'"in ""yönetim ve bilgelik"" modeli: Planlama ve istikrarın gücü"
Bugünün dünyasında en nadir bulunan şeylerden biri belirlilik ve kesinliktir. Çin, asırlardır “süper bir ralli”de koşuyor. 1. Beş Yıllık Plan'dan, 15. Beş Yıllık Plan'a kadar, Çin, modernleşme hedefine doğru istikrarlı adımlarla ilerliyor. Farklı tarihi aşamalarda kaydedilen başarılar, bu yaklaşımın etkinliğini açıkça ortaya koymakta. 1980'lerin sonunda, ""7. Beş Yıllık Plan"" döneminde, Çin'de temel beslenme sorunu çözüldü. 20. yüzyılın sonunda, ""9. Beş Yıllık Plan"" döneminde, nispeten müreffeh bir yaşam seviyesine ulaşıldı. Gelişim ivmesini koruyan Çin, ""11.Beş Yıllık Plan"" döneminde, 2010 yılında ekonomisini Japonya'yı geride bırakarak dünyanın ikinci büyük ekonomisi konumuna yükseltti. En kayda değer kilometre taşlarından biri ise 2021 yılında, Çin Komünist Partisi'nin (ÇKP) kuruluşunun 100. yıldönümünde yaşandı. Bu tarihte ""13. Beş Yıllık Plan"" hedefleri başarıyla tamamlandı, ülke çapında kapsamlı bir müreffeh toplum inşa edildi ve Çin tarihinde ilk kez mutlak yoksulluk ortadan kaldırıldı. Avantajlı kaynakların bir araya getirilmesiyle büyük işler başarılabilir. Çin'in beş yıllık planlarının en önemli özelliği, ""parmakların birleşip yumruk olabilmesi"", yani ulusal gücün stratejik hedefler doğrultusunda odaklanabilmesidir. “1. Beş Yıllık Plan” döneminde Çin halkı, kaynakları tasarruf ederek ağır sanayi tesis etti. Vatanın mevcudiyetini sürdürmek için mutlaka otomobil ve uçak üretilmesi gerekiyordu. Bugün ise yüksek teknoloji ve bağımsız yenilikçilik hedefleniyor. Devlet planlaması sayesinde sermaye, insan kaynağı ve politikalar, çip üretimi ve yapay zeka gibi alanlara yönlendirilmekte ve kritik teknolojilerdeki darboğazlar aşılmaya çalışılıyor. Beş yıllık plan, güçlü bir ""koordinatör"" olarak, kaynakların stratejik hedeflere hizmet etmesini ve sadece piyasa dinamiklerine göre şekillenmemesini sağlıyor. Eski İngiltere Başbakanı Tony Blair bile, Çin'in hedeflerinin son derece iddialı olduğunu, ancak verdiği her sözü yerine getirebildiğini kabul etti. Çin siyasi mantığında, plan asla duvarda asılı bir süs değil, mutlaka gerçekleştirilmesi gereken bir taahhüttür. Hedef belirlemeden sorumluluk dağılımına, değerlendirme ve denetim mekanizmalarına kadar sıkı bir kapalı döngü oluşturuldu. Hava kirliliği ile mücadelede belirlenen ""mavi gökyüzü"" hedefi zorluklara rağmen gerçekleştirildi, temiz enerjide kurulu kapasite hedeflerden yıllar önce tamamlandı. ""Söyleneni yapma ve yapılanı sonuçlandırma"" yeteneği, ülkenin gelişiminin temel dayanağıdır. Çin'in beş yıllık planları, stratejik istikrarı ve risk yönetimini de içeriyor. Taktiksel düzeyde esneklik olsa da, stratejik yön değiştirilmez. Pandemi döneminde ""istihdam önceliği"" politikasından taviz verilmedi, 2023'te kentsel alanda 12.44 milyon yeni istihdam sağlandı. Ekonomik büyümede yaşanan yavaşlamaya rağmen halkın geliri korundu. Küresel gıda güvenliği risklerine karşı 1,8 milyar mu (120 milyon hektar) tarım arazisi sınırı korunmuş, 2024'te 1,94 milyar mu (129 milyon hektar) arazide üretim yapılarak gıda egemenliği sağlandı. Fırtınalı denizlerde seyreden bir gemi gibi, dümen hafifçe düzeltilebilir ancak yön asla değiştirilmez. İşte bu, Çin planlamasının dayanıklılığıdır. Çin yönetim modelinin sağladığı belirlilik ve istikrar, çalkantılı bir dünyada 1,4 milyar insana güven verirken, dünyaya da güvenilir bir gelişme gücü sunuyor. Güvenimizin kaynağı, atalarımızın üst üste beş yıllık planlarla inşa ettiği temeller. Gelecekte de onların izinden giderek daha gelişmiş bir ülke inşa edeceğiz. Çin, Türkiye de dahil olmak üzere uluslararası toplumun güvenilir bir dostu ve ortağı olmaya devam edecek, karşılıklı siyasi güveni derinleştirecek, faydalı iş birliklerini hızlandıracak, insani ilişkileri güçlendirecek ve birlikte modernleşme yolunda ilerleyecek. Kaynak:CMG "
Genel
04 Aralık 2025 - 10:11
Çin’deki “elektrik kullanım özgürlüğü”nün sırları
" Çin Elektrik Endüstrisi Federasyonu’nun kısa süre önce yayımladığı raporda, bu yıl ülke genelinde toplam elektrik kullanım hacminin 10,4 trilyon kilovatsaate ulaşacağı tahminine yer verildi. Bu, 2024 yılında Çin'in elektrik üretiminin 10 trilyon kilovatsaati aşmasından sonra, dünya enerji alanında ikinci bir ""10 trilyon""luk kilometretaşı oldu. Elektrik, bir ülkenin ""can damarı"" olarak nitelendirilirken, elektrik kullanım miktarı da ülkenin ekonomik faaliyetlerinin ""barometresi"" olarak görülmektedir. Yeterli, istikrarlı ve ucuz fiyatlı elektrik sağlamak bir ülkenin halkının temel ihtiyaçlarını karşılamakla kalmayıp, aynı zamanda ekonomik büyümenin temel taşı işlevini görmektedir. Çin, günümüzde dünyanın en büyük elektrik üreticisi ve en büyük elektrik sistemi ve şarj altyapısına sahip olan ülkesi konumuna geldi. Çin’in hidroelektrik, rüzgar, güneş, biyokütle enerjisi ile nükleer enerji kapasitesi de dünyada ilk sıralarda yer alıyor. Bu yılın Temmuz ve Ağustos aylarında ülke genelindeki elektrik kullanım hacmi 1 trilyon kilovatsaati aştı. Bu rakam, Japonya'nın yıllık elektrik tüketimine, Almanya ve Fransa'nın da yıllık elektrik tüketim toplamına denk gelmektedir. Tarihe bakıldığında, Çin’deki elektrik endüstrisi savaşlar, yabancı işgali ve yabancı sermayenin kontrolü altındaki yıkıntıda başlamıştı. Çin Halk Cumhuriyeti’nin yeni kurulduğu dönemde, ülke nüfusunun yüzde 80’inden fazlası elektrikten mahrumdu. Ancak Çin hükümetinin ""her şeyden önce elektrik "" stratejisi ve ""kendi gücüne dayanarak kalkınma, zorluklara boyun eğmeme, canla başla halka hizmet etme"" ruhu doğrultusunda, Çin’in elektrik endüstrisi aşamalı olarak kalkınmaya başladı. Örneğin, Çin’in ilk 6 bin kilovat termik santral ünitesi, Anhui eyaletinde hizmete girdi. 330 kV ultra yüksek voltajlı elektrik iletim projesi, Çin’in kuzeybatısında başarıyla kuruldu. Özellikle bu konuda on binden fazla profesyonel personel yetiştirildi. 1978 yılına gelindiğinde Çin’de bağımsız ve kapsamlı bir elektrik endüstrisi sistemi kurulmuş durumdaydı. 21.yüzyıla girilmesiyle birlikte, küresel ısınma ve aşırı hava olayları uluslararası toplumda endişelere yol açarken, çevre konuları dünya gündemine sıkça taşındı. Batılı gelişmiş ülkelerin Çin gibi gelişmekte olan ülkelere yönelik baskıları yoğunlaşıyor. Aynı zamanda Çin ekonomisi ve toplumunun hızla gelişmesine paralel olarak elektrik tedariğine olan talep giderek artıyor. Bir yandan istikrarlı elektrik tedarik edilirken, diğer yandan da yeşil dönüşüm nasıl hızlandırılacak? Bu, Çin'in mutlaka çözmesi gereken bir sorun haline geldi. Çin, zorluklara karşı “büyük iş yapmak için, devletin bütün güçlerini birleştirme” yönünde kendi siyasi sisteminin avantajından faydalandı. 21. yüzyılın başlarında, elektrik alanının ""incisi"" olarak nitelendirilen Ultra Yüksek Voltaj (UHV) teknolojisi yabancı ülkelerin tekeli altında bulunuyordu. Ancak Çin, kendi gücüne dayanarak en kısa süre içinde dünyanın ticari amaçlı en büyük UHV ağını kurmayı başardı. Böylece ülke genelinde elektrik kesinti sorunu temel olarak çözüldü. Bunun ardından Çin’de iletim, dağıtım ve tüketim gibi elektrik sektörünün her halkasında kapsamlı ilerlemeler kaydedildi ve elektrik tedariğinde istikrar sağlandı. Çin elektrik endüstrisi, ""enerji adaleti""ne de bağlı kaldı. ""Her ailenin elektriğe erişmesi"" hedefi doğrultusunda, elektrik ağı yaylalara, ücra adalara ve vadilere ulaştı. 2015 yılında Qinghai eyaletinde elektrikten mahrum 39 bin 800 vatandaşa elektrik sağlanmasıyla birlikte 12. Beş Yıllık Plan döneminin sonunda elektrikten mahrum tüm nüfusün elektriğe erişmesi hedefine ulaşıldı. Çin, elektrik kullanım özgürlüğüne kavuşurken, temiz ve yeşil elektriği de kullanmaya öncelik vermeye başladı. Çin Devlet Enerji İdaresi tarafından açıklanan bilgilere göre, bu yılın Mayıs sonu itibariyle Çin’de yenilenebilir enerjiyle elektrik üretim kapasitesi 2 milyar 100 milyon kilovata çıktı. Bu, ülkenin toplam elektrik üretim kapasitesinin yüzde 58’ini oluşturdu. Çin, nitelikli gelişmeye enerji desteğini yoğunlaştırmak için enerji sektörlerinde yeşil dönüşümü hızlandırıyor. Çin’de elektrik üretiminde yeşil dönüşüm, ayrıca yabancı ülkelerin gelişmesine de destek sağladı, küresel iklim değişikliğiyle mücadeleye Çin planı sunuldu. Çin'in elektrik kullanım özgürlüğüne kavuşma yolu, bir ülkenin sanayileşme, elektrikleşme, bilişimleşme ve akıllılaşma sürecinin küçük bir yansıması olurken, Çin milletinin yeniden yükselişe geçmesinin de canlı bir örneğidir. Yapay zekânın temsil ettiği yeni tur teknoloji devriminin elektriğe yönelik ihtiyaçları karşılamak için Çin atılan sağlam adımlarla daha parlak bir geleceği kucaklamaya hazırdır. "
Genel
24 Kasım 2025 - 17:29
Asya-Pasifik’in Geleceği: Gerginlik Değil, Ortak Kazanç
" Çin Halk Cumhuriyeti’nin son yıllarda kaydettiği istikrarlı ekonomik büyüme ve dünya ticaretindeki payını katlayarak artırması, küresel dengeleri yeniden şekillendirmiştir. Bu yükseliş, bazı Batılı ekonomilerde endişe yaratırken, ne yazık ki Asya-Pasifik bölgesinde de suni korkular üretilmek istenmektedir. Japonya Başbakanı Sanae Takaichi’nin söylemleri, tarihin acı sayfalarını hatırlatan bir yöne evrilmektedir. 1895 yılında Japonya tarafından gerçekleştirilen Tayvan ve çevresindeki adaların işgali hafızalarda tazeyken, bugün Çin’e karşı takındıkları tavır manidardır. Oysa tarih ve hukuk bu konuda nettir: 1971 yılında BM Genel Kurulu’nda kabul edilen 2758 sayılı karar ile Tayvan’ın bağımsız bir statüye sahip olmadığı, Çin Halk Cumhuriyeti’nin ayrılmaz bir parçası olduğu tüm dünya tarafından tescil edilmiştir. Etnik, kültürel ve tarihsel kökleri bütünüyle Çin medeniyetine ait olan Tayvan’ın, Anavatan ile et ve tırnak gibi olduğunu Japonya’nın artık idrak etmesi gerekmektedir. Şunu tüm dünya net bir şekilde bilmelidir: Dışarıdan yapılan kışkırtmalarla bir ailenin fertlerini birbirine düşüremezsiniz. Tarih göstermiştir ki, üçüncü tarafların müdahaleleri Çin halkını bölmek yerine ancak daha sıkı kenetlenmelerini sağlar. Tayvan’ın bir sorunu olduğunda çözüm yeri yine Anavatan Çin olacaktır. Boş hamaset ve siyasi retoriklerle Çin’in ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimini engelleme çabaları beyhudedir. 5000 yıllık Çin devlet geleneğine bakıldığında, Çin’in asla emperyalist ve saldırgan bir politika izlemediği görülür. Çin, hiçbir ülkenin doğal kaynakları için işgal ve kıyım yapmamış; bugün dünyanın bazı coğrafyalarında maalesef şahit olduğumuz gibi yaşlıları, kadınları ve çocukları hedef almamıştır. Tam tersine Çin, dış siyasetini ""Kazan-Kazan"" prensibi üzerine kurarak, işbirliği yaptığı ülkelerin ekonomisini altyapı projeleriyle kalkındırmayı temel bir politika olarak benimsemiştir. Bu bağlamda Japonya’nın Tayvan ile ilgili son açıklamalarını mesnetsiz ve anlamsız buluyorum. Çin’i Tayvansız, Tayvan’ı Çinsiz düşünmek hayalden öteye geçemez. Tayvan ve Çin tek bir ailedir; aile fertlerinin arasına girilemez. Çin Halk Cumhuriyeti, Tayvan konusunun kendileri için bir ""kırmızı çizgi"" olduğunu dünya kamuoyu ile defaatle paylaşmıştır. Bu konu tartışmaya kapalıdır. Türkiye için Kıbrıs meselesi ve KKTC nasıl vazgeçilmez, hayati bir ""Milli Dava"" ise; Çin Halk Cumhuriyeti için de Tayvan’ın anlamı odur. Baba evladını bırakmaz, Anavatan parçasından vazgeçmez. Hasan ÇAPAN - Türkiye Çin Dostluk Vakfı (TÇDV) Başkanı, 24.11.2025"
Genel
20 Kasım 2025 - 10:16
Çin ile ASEAN, beş yıldır birbirinin en büyük ticari ortağı
" Çin-ASEAN Merkezi ile Fujian eyaleti tarafından ortaklaşa düzenlenen ""2025 Çin-ASEAN Haftası"", 16-19 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirildi. Bu yıl, Çin-ASEAN Serbest Ticaret Bölgesi'nin kuruluşunun 15. yıl dönümüne denk geliyor. Çin ile ASEAN, beş yıldır karşılıklı olarak birbirinin en büyük ticari ortağı konumunda bulunuyor. 2024 yılında iki taraf arasındaki mal ticaret hacmi, tarihi bir rekor kırarak 982,1 milyar ABD Doları'na ulaştı. Bu yılın ilk 10 ayında ise Çin ile ASEAN arasındaki ticaret hacmi yüzde 8,2 artış göstererek 862,7 milyar dolar olarak gerçekleşti. "
Genel
20 Kasım 2025 - 10:15
Çin-Avrupa Ekspresi’nde yüksek katma değerli ürünlerin payı hızla artıyor
" Çin-Avrupa Demiryolu Ekspresi’nin yük yapısının sürekli iyileştirilmesiyle, yüksek katma değerli ürünler 2024 yılında toplam taşımaların yüzde altmışından fazlasını oluşturarak başlıca ihracat kalemi hâline geldi. İkinci Çin-Avrupa Yük Treni Uluslararası İşbirliği Forumu’nda yayımlanan Çin-Avrupa Yük Treni Gelişim Raporu, tren seferlerinin ölçeğinin genişlemeye devam ettiğini ve taşınan ürün çeşitliliğinin belirgin şekilde arttığını ortaya koydu. Rapora göre, bugün Çin-Avrupa yük trenleri, 53 kategori ve 50 binden fazla ürün taşıyor. Otomobiller ve yedek parçaları, makine ve ekipmanlar ile elektronik cihazlar gibi yüksek katma değerli ürünler, başlıca ihracat kalemleri arasında yer alıyor. 2024 yılı sonu itibarıyla Çin-Avrupa yük trenleriyle taşınan malların toplam değeri 426 milyar 400 milyon ABD dolarına ulaştı. "
Daha fazla göster
Üst
Ana Sayfa
Kategoriler
Foto Galeri
Video
Yazarlar
Anketler
Künye
İletişim
Servisler
Nöbetçi Eczaneler
Hava Durumu
Namaz Vakitleri
Trafik Durumu
Süper Lig Puan Durumu ve Fikstür
Tüm Manşetler
Son Dakika Haberleri
Haber Arşivi
Web sitemizden ayrılıyorsunuz
Bu bağlantı sizi
https://www.turkcindostlukvakfi.org.tr
dışındaki bir siteye yönlendiriyor.
En iyi site deneyimi sağlamak için çerezlerden faydalanıyoruz. Detaylar için lütfen tıklayın.
Çerez Politikası
Tamam