Türkiye Çin Dostluk Vakfı Başkanı Hasan Çapan Çin Büyükelçiliği Ticaret ve Ekonomiden sorumlu Elçi Müsteşarını ziyaret etti
Yeni Dünya Araştırmaları Merkezi, Türkiye-Çin Dostluk Vakfı’nın ev sahipliğinde “Türk Gazetecilerin Xinjiang Ziyareti ve İzlenimleri” etkinliğini gerçekleştirdi. Vakıf Başkanı Hasan Çapan’ın öncülüğünde düzenlenen programa, Çin’in Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin başta olmak üzere çok sayıda davetli katıldı.
Türkiye Çin Dostluk Vakfı ve Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği işbirliğiyle düzenlenen "Geleneksel Yılbaşı Yemeği", 26 Aralık 2025 tarihinde vakfımızın Ankara şubesinde gerçekleştirildi. Türk ve Çin dostluğunu pekiştiren bu özel geceye siyaset, diplomasi, akademi, basın ve iş dünyasından yaklaşık 70 seçkin davetli katıldı.
" Bu yil 4-7 şubat 2025 yılında Çin Harbinde yapılacak buz ve kar festivaline Tüm Halkımızı davet etti .;; Çin Halk Cumhuriyeti Harbin Şehri Çin Halk Komitesi Başkanı Sayın Sun Zhe ve Heyetinin vakif ziyaretleri .karşılıklı fikir alış verişinde bulunuldu . Başkan; Bu yil 4-7 şubat 2025 yılında Çin Harbinde yapılacak buz ve kar festivaline Tüm Halkımızı davet etti ."
" January 7, 2026 The recent detention of Venezuelan President Nicolas Maduro by the United States violates diplomatic conventions and the most fundamental principles of international law. His transfer to the U.S. for trial further indicates that a worrying threshold has been crossed in the global system. The ""forcible abduction"" of a head of state by the law enforcement forces of another nation goes beyond a clear violation of sovereign rights; it signals a dangerous era where ""the rule of force"" replaces international norms. Analyses regarding this unlawful act suggest that this U.S. intervention will set a precedent and that major powers will take similar steps in neighboring geographies. Unfortunately, Western-centric media outlets and certain think tanks are seizing this chaotic situation as an opportunity to turn their focus toward the People's Republic of China, bringing up the Taiwan issue, which is a completely unrelated context. Preposterous claims such as ""The U.S. intervened in Venezuela, so China will invade Taiwan in response"" lack any geopolitical basis and are intended to manipulate public opinion. At this point, it is essential to underline two fundamental truths: First, the foreign policy doctrine of the People's Republic of China is built upon the Five Principles of Peaceful Coexistence. The People's Republic of China has never, at any point in its history, engaged in military intervention in other countries for the purpose of natural resource exploitation or regime change, nor has it pursued a destructive imperial agenda. China's rise is occurring not through military occupations, but through trade, technology, and mutual development projects. Therefore, comparing China with the West's interventionist habits is a historical and political error. Second and most importantly, the Taiwan issue is not a conflict between two sovereign states as in the Venezuela example, but is an internal matter of China. By virtue of its history, culture, ethnic structure, and the ""One China"" principle accepted by international law, Taiwan is an inseparable part of China. While the People's Republic of China has set peaceful reunification with Taiwan as a primary goal, portraying this process as an ""occupation"" or ""invasion"" distorts the context completely. Just as the effort of foreign powers to intervene in this domestic issue is wrong, associating the lawlessness experienced in Venezuela with Taiwan is equally malicious. No credence should be given to these scenarios produced regarding China, which are used to legitimize the U.S.'s actions that disregard the sovereignty of other nations or to divert attention. For Türkiye, we must continue to deepen our relations with China within the framework of respect for sovereignty, non-interference in internal affairs, and mutual benefit principles. Responding to those who wish to drag our region and the world into chaos by defending international law and diplomacy will be the most correct stance. Hasan ÇAPAN, President of TCFF"
"07.01.2026 Son günlerde Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun, Amerika Birleşik Devletleri tarafından diplomatik teamüllere ve uluslararası hukukun en temel ilkelerine aykırı bir şekilde alıkonularak yargılanmak üzere ABD’ye götürülmesi, küresel sistemde endişe verici bir eşiğin aşıldığını göstermektedir. Bir devlet başkanının, başka bir devletin kolluk güçleri tarafından “zorla getirilmesi”, egemenlik haklarının açık ihlali olmasının ötesinde, “güçlünün hukukunun” uluslararası normların yerini aldığı tehlikeli bir döneme işaret etmektedir. Bu hukuksuz eylem üzerinden yapılan analizlerde, ABD’nin bu müdahalesinin bir emsal teşkil edeceği ve büyük güçlerin komşu coğrafyalarda benzer adımlar atacağı öne sürülmektedir. Ne yazık ki, Batı merkezli medya organları ve bazı düşünce kuruluşları, bu kaotik durumu fırsat bilerek okları Çin Halk Cumhuriyeti’ne çevirmekte ve tamamen ilgisiz bir bağlam olan Tayvan meselesini gündeme getirmektedir. “ABD Venezuela’ya müdahale etti, Çin de buna karşılık Tayvan’ı işgal edecek” şeklindeki akıldışı ve hiçbir jeopolitik temele dayanmayan iddialar, kamuoyunu manipüle etmeye yöneliktir. Bu noktada iki temel gerçeğin altını çizmek elzemdir: Birincisi, Çin Halk Cumhuriyeti’nin dış politika doktrini, “Barışçıl Birlikte Yaşama” ilkeleri üzerine kuruludur. Çin Halk Cumhuriyeti, tarihinin hiçbir döneminde doğal kaynak sömürüsü veya rejim değişikliği amacıyla başka ülkelere askeri müdahalede bulunmamış, yıkıcı bir emperyal ajanda izlememiştir. Çin’in yükselişi askeri işgallerle değil, ticaret, teknoloji ve karşılıklı kalkınma projeleriyle gerçekleşmektedir. Dolayısıyla Çin’i, Batı’nın müdahaleci alışkanlıklarıyla kıyaslamak tarihsel ve politik bir hatadır. İkincisi ve en önemlisi, Tayvan konusu, Venezuela örneğindeki gibi iki egemen devlet arasındaki bir çatışma değil, Çin’in bir iç meselesidir. Tarihi, kültürü, etnik yapısı ve uluslararası hukukun kabul ettiği “Tek Çin” ilkesi gereği Tayvan, Çin’in ayrılmaz bir parçasıdır. Çin Halk Cumhuriyeti, Tayvan ile barışçıl yeniden birleşmeyi temel hedef olarak koymuşken, bu süreci bir “işgal” veya “istila” gibi lanse etmek, meseleyi bağlamından koparmaktır. Yabancı güçlerin bu iç meseleye müdahil olma çabası ne kadar yanlışsa, Venezuela’da yaşanan hukuksuzluğu Tayvan ile ilişkilendirmek de o derece art niyetlidir. ABD’nin, başka ülkelerin egemenliğini hiçe sayan eylemlerini meşrulaştırmak veya hedef saptırmak adına Çin üzerinden ürettiği bu senaryolara itibar edilmemelidir. Türkiye olarak bizler; egemenliğe saygı, iç işlerine karışmama ve karşılıklı fayda prensipleri çerçevesinde Çin ile ilişkilerimizi derinleştirmeye devam etmeliyiz. Bölgemizi ve dünyayı kaosa sürüklemek isteyenlere, uluslararası hukuku ve diplomasiyi savunarak cevap vermek en doğru tavır olacaktır. Hasan ÇAPAN, TÇDV Başkanı"