Özel Haber

Pekin’in yeni vitrini: Sincan’da kalkınma hamlesi ve entegrasyon arayışı

Gazeteci Bülent Aydemir vakfımızın davetiyle çıktığı Çin'in Xinjiang bölgesindeki seyahatini değerlendiriyor.

Çin'in batıya açılan kapısı olan Sincan Uygur Özerk Bölgesi, son yıllarda yalnızca Pekin'in değil, dünyanın da en çok tartıştığı coğrafyalardan biri. Bir tarafta insan hakları ve Uygur politikaları üzerinden yürüyen uluslararası tartışmalar, diğer tarafta ise Çin'in bölgeyi ekonomik kalkınma, altyapı yatırımları ve Kuşak ve Yol Girişimi'nin merkez üslerinden biri haline getirme stratejisi…

Türkiye-Çin Dostluk Vakfı Başkanı Hasan Çapan’ın başkanlığındaki; gazeteciler, akademisyenler ve fikir insanlarından oluşan 15 kişilik heyetle Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ni ziyaret ettik.

Urumçi, Kaşgar ve Yining başta olmak üzere bölgenin farklı şehirlerinde üretim tesislerini, serbest ticaret bölgelerini, tarihi alanları, köyleri, tarım merkezlerini, müzeleri, kültürel mekânları, ibadet yerlerini ve geleneksel yaşam alanlarını gezdik. Bu yazı, ziyaret boyunca gördüklerimin, dinlediklerimin gözlemlerimin ve yaptığım görüşmelerin bir derlemesidir.

KUŞAK YOL’UN KALBİ

Sincan bugün Çin açısından yalnızca bir sınır bölgesi değil. Pekin’in “Kuşak ve Yol Girişimi”nin kara ayağının merkezinde yer alan stratejik bir lojistik koridor.

Özellikle Kaşgar’daki Sincan Pilot Serbest Ticaret Bölgesi içerisinde bulunan Kashi Bölgesi Yatırım Teşvik Hizmet Merkezi, bu yaklaşımın somut örneklerinden biri. Burada yatırımcı, satın almak istediği üründen gümrük işlemlerine, lojistikten ihracat prosedürlerine kadar birçok işlemi tek merkezde tamamlayabiliyor.

Çin’in Orta Asya’ya açıldığı sekiz ülke ile ticaretin önemli bir kısmı da bu merkez üzerinden yürütülüyor.

Pekin’in hedefi açık: “Sincan’ı yalnızca bir üretim merkezi değil, aynı zamanda Asya ile Avrupa arasındaki ticaretin en önemli kavşaklarından biri haline getirmek.”

DEVASA KALKINMA PROGRAMI

Ziyaret boyunca en dikkat çeken unsur, bölgenin hemen her noktasında devam eden altyapı yatırımları oldu. Urumçi’de yaklaşık 300 milyar Yuan büyüklüğünde yüzlerce proje aynı anda yürütülüyor.

Yeni otoyollar…

Demiryolu bağlantıları…

Enerji iletim hatları…

Veri merkezleri…

Kentsel dönüşüm projeleri…

Yeni yerleşim alanları…

Çin yönetimi, yüksek kaliteli kalkınma vizyonu çerçevesinde Sincan’ın ekonomik kapasitesini ülke ortalamasının üzerine çıkarmayı hedefliyor. Turizm de bu stratejinin önemli ayaklarından biri.

Tanrı Dağları eteklerinde kurulan yaylalardan tarihi İpek Yolu şehirlerine kadar çok geniş bir alanda turizm yatırımlarının hız kazandığı görülüyor.

Yetkililerin verdiği bilgiye göre geçen yıl bölgeyi yaklaşık 300 milyon ziyaretçi gezdi.

ÜRETİMİN YENİ ÜSSÜ

Sincan artık yalnızca enerji veya tarımla anılan bir bölge değil. Sanayi üretimi de hızla büyüyor. Bölgede günlük yaklaşık 3 bin otomobil üretim kapasitesine sahip tesisler bulunuyor. Horgos Sınır Kapısı üzerinden her gün binden fazla tamamlanmış aracın ihraç edildiği ifade ediliyor. Yapay zekâ destekli üretim tesisleri, yeni enerji yatırımları ve serbest ticaret bölgeleri de bu dönüşümün diğer parçalarını oluşturuyor.

Çin’in özellikle yüksek teknoloji ve lojistik alanındaki yatırımları dikkat çekici boyutlara ulaşmış durumda.

EKONOMİK VE AYNI ZAMANDA SİYASİ PROJE

Ziyaret sırasında Sincan Uygur Özerk Bölgesi Halk Kongresi Daimi Komitesi Başkan Yardımcısı Mamtimin Kadir ve beraberindeki heyetle de görüşme fırsatı bulduk.

Yetkililerin verdiği mesajların ortak noktası, ekonomik kalkınma ile toplumsal bütünleşmenin birlikte yürütüldüğü yönündeydi.

Çin yönetimi, bölgede farklı etnik toplulukların kültürel mirasının korunurken ortak vatandaşlık bilincinin güçlendirilmesini hedefleyen yeni anayasal düzenlemeler üzerinde çalıştığını aktarıyor.

1 Temmuz itibarıyla başlatılan bu çalışmanın temel mottosu ise “Bütün milletlerle birlikte ortak bir hedef ve gelecek inşası.”

Pekin’in yaklaşımı, ekonomik kalkınma ile sosyal entegrasyonu aynı stratejinin iki ayağı olarak değerlendirdiğini gösteriyor.

TÜRKİYE İLE DAHA YAKIN İLİŞKİ ARAYIŞI

Görüşmelerde dikkat çeken başlıklardan biri de Türkiye ile temas ve diyalog sürecinin pekiştirilmesi oldu. Yetkililer, diplomatik ilişkilerin 55’inci yılı vesilesiyle özellikle ticaret, turizm, eğitim ve kültürel ilişkiler alanlarında Türkiye ile iş birliğini geliştirmek istediklerini dile getirdi.

Sincan’ın coğrafi konumu düşünüldüğünde, Türkiye’nin Orta Koridor vizyonuyla da kesişen yeni ekonomik fırsat alanlarının oluşabileceği değerlendiriliyor.

NOTLARIM

Saha ziyaretlerinde şehir altyapısının oldukça modern olduğu görülüyor. Yeni konut alanları, geniş ulaşım ağları ve üretim bölgeleri dikkat çekiyor. Kaşgar’ın tarihi dokusunda ise restorasyon çalışmalarıyla birlikte turizm odaklı yeni bir yapı oluşturulmuş. Pazar yerlerinde ve geleneksel çarşılarda günlük yaşam devam ederken, kırsal bölgelerde tarımsal üretim ve modern ambalajlama ve paketleme tesisleri oldukça dikkat çekiciydi.

Heyet olarak farklı etnik grupların yaşadığı yerleşim alanlarını da görme fırsatı bulduk. Kısa süreli bir ziyaretin bir bölgenin tüm sosyal, ekonomik ve siyasal dinamikleri hakkında kesin yargılar üretmeye yeterli olmayacağı açık. Bununla birlikte, ziyaret kapsamında görülen projeler ve yapılan resmi temaslar, Çin’in Sincan’a yönelik uzun vadeli kalkınma ve entegrasyon stratejisini güçlü biçimde sahaya yansıttığını ortaya koyuyor.

Sonuç olarak; Sincan bugün yalnızca Çin’in batı sınırındaki bir özerk bölge değil. Pekin açısından ekonomik büyüme, enerji güvenliği, uluslararası ticaret, lojistik, teknoloji yatırımları ve toplumsal entegrasyon politikalarının aynı anda uygulandığı stratejik bir laboratuvar niteliği taşıyor.

Çin yönetimi, bu bölgeyi Kuşak ve Yol Girişimi’nin merkez üssü haline getirirken, ekonomik kalkınmayı siyasi ve toplumsal bütünleşme hedefleriyle birlikte yürütmeye çalışıyor.

Bunun uluslararası kamuoyunda nasıl değerlendirileceği ve uzun vadede nasıl sonuçlar doğuracağı ise kuşkusuz önümüzdeki yılların en önemli tartışma başlıklarından biri olmaya devam edecek.