Özel Haber

Türk gazetecilerin Çin gezisini hedef alan, Uygur protestosunun perde arkası

Uygurların eyleminde basın özgürlüğü ve eleştiri sınırları tamamen aşıldı. Protestoya katılan bazı aktivistler, Çin seyahatine giden Türk gazetecilere yönelik somut hiçbir kanıt sunmadan "Pekin’den para alıyorlar" ve "Satılık" şeklinde ağır hakaret ve ithamlar içeren pankartlar taşıdı. -Vizyon Ege TV tarafından hazırlanmıştır-

Gazetecilerin mesleki onurunu hedef alan bu dövizler, eylemin barışçıl bir protestodan ziyade yasal sınırları zorlayan bir itham kampanyasına dönüştüğünün açık bir kanıtı oldu.”

Çin ziyareti gerçekleştiren Türk gazetecileri hedef alan eylem, sunulan kurgunun aksine sayısal yetersizliği ve kullanılan tehlikeli dil ile deşifre oldu.

İstanbul’da Yaşayan 30 Bin Kişilik Uygur Diasporasından sadece 40 Kişilik minik bir gurubun protesto Eylemine katılması dikkatleri çekti.

Eylemi organize eden yapıların kamuoyunda oluşturmaya çalıştığı “Tüm Uygurlar tek bir sesle protesto ediyor” algısı, sahadaki matematiksel gerçeklikle tamamen çöktü. Temsil Oranı Sadece %0.06: İstanbul genelinde Zeytinburnu ve Sefaköy başta olmak üzere yerleşik durumda olan tahmini 30.000 Uygur sığınmacı ve vatandaşı bulunmakta olduğu söylenmektedir.

Alanda görev alan emniyet mensupları, basın çalışanları ve meraklı yoldan geçenler arındırıldığında; döviz taşıyan ve slogan atan aktif sivil katılımcı sayısı yalnızca 40 ila 60 kişi arasında kalmıştır.

Bu da protestonun 30 bin kişilik devasa bir toplumu değil, marjinal ve belirli bir aktivist çekirdeği temsil ettiğini net bir şekilde kanıtlamaktadır.

Doğu Türkistan Demografisindeki Saklanan Gerçekler

Protestocu grupların bölge nüfusuna dair öne sürdüğü “30-35 milyon” iddiaları, resmi istatistikler ve bölgenin etnik çeşitliliği incelendiğinde bilimsel temelden uzak bir propaganda malzemesi olarak öne çıkıyor.

DoğuTürkistan’ın Resmi Nüfus Verileri:

Uluslararası kaynaklar ve resmi veriler, Şincan Uygur Özerk Bölgesi‘ndeki (Doğu Türkistan) toplam Uygur nüfusunun 11.5 ila 12 milyon arasında olduğunu göstermektedir.

13 Farklı Etnik Köken:

Bölge homojen bir yapıya sahip olmayıp ; Kazaklar, Kırgızlar, Huiler (Müslüman Çinliler), Moğollar ve Özbekler dahil olmak üzere resmi olarak tanınan 13 farklı yerleşik etnik gruba ev sahipliği yapmaktadır. Diasporadaki radikal grupların aksine, bölgedeki diğer Türk ve Müslüman soylu halklar bu tür agresif eylemlere ve siyasi aktivizme destek vermemektedir.

Basın özgürlüğüne ağır hakaret!

Araştırmacı gazeteciliğimizin yakaladığı en çarpıcı detaylar ise eylemde taşınan ve Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında açıkça suç unsuru barındıran pankartlar oldu.

İftira ve Hakaret Dövizleri:

Alanda açılan “Propaganda bedava değil, Pekin basın bürosu ne kadar veriyor“,

“Vicdanını satanlar” ve “Satılık” yazılı dövizler, mesleğini icra eden Türk gazetecilerine yönelik hiçbir somut delil sunulmadan yapılan aleni birer hakaret ve iftira (TCK m.125) suçudur.

Yasal sınırlar aşıldı

Demokratik eleştiri hakkının arkasına saklanarak gazetecileri maddi çıkar karşılığı yabancı devlet fonu almakla suçlayan bu radikal dil, eylemin barışçıl bir basın açıklaması değil, hedef gösterme odaklı bir itibar suikastı olduğunu hukuken ispatlamaktadır.

Protesto edilen vakfın arkasındaki jeopolitik güç ve dev projeler

Uygur STK’larının ve aktivistlerin protesto etmek için Beşiktaş’taki Türkiye-Çin Dostluk Vakfı’nı ve kurucusu iş insanı Hasan Çapan’ı hedef seçmesi tesadüf değildir.

Araştırmacı gazeteciliğimizin derinleştirdiği incelemelere göre bu vakıf sıradan bir kültürel kuruluş değil; Türkiye ile Çin arasındaki milyarlarca dolarlık askeri, ticari ve lojistik köprünün tam merkezidir:

Savunma ve Altyapı Hattı: Vakıf başkanı Hasan Çapan; geçmişte Türkiye’nin Uzun Menzilli Füze Savunma İhalesi’nde Çin devlet şirketi CPMIEC’in resmi temsilciliğini üstlenmiş, Ankara-İstanbul Hızlı Tren Projesi ve Edirne-Kars hattı gibi devasa altyapı yatırımlarında Çin ile Türkiye arasında stratejik koordinatörlük yapmıştır.

Kuşak ve Yol Hedefi: Çin’in küresel ticaret ağı olan “Kuşak ve Yol” projesinin Türkiye ayağındaki en kilit figürlerden birinin hedef alınması, bu eylemin sadece yerel bir basın açıklaması olmadığını göstermektedir.

BÜYÜK RESİM: DIŞ İSTİHBARAT SAVAŞLARI VE AMERİKAN FONLARI MI DEVREDE?

Sokaktaki eylemler, Çin’in Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan milyarlarca dolarlık devasa yatırımlarından rahatsız olan küresel odakların bir istihbarat savaşı mı?

NED Finansmanı Günyüzünde: ABD Kongresi tarafından doğrudan bütçelenen NED (National Endowment for Democracy) gibi küresel vakıfların, dünya genelindeki Uygur yapılanmalarını ve diasporadaki insan hakları örgütlerini her yıl resmi olarak milyonlarca dolarla fonladığı bilinmektedir.

FETÖ ve Avrasya Karşıtı Ağlar : Türkiye’nin rotasını Batı ekseninden çıkarıp Asya (Çin-Rusya-Şanghay İşbirliği Örgütü) ile ticari bağlar kurmasını engellemek isteyen FETÖ gibi taşeron örgütlerin ve yabancı istihbarat servislerinin (CIA, MI6), bu tür eylemleri ve sosyal medya algılarını manipüle ederek “Uygur Kartı” üzerinden Hasan Çapan gibi kilit aktörleri deşifre etmeye ve Türkiye-Çin ilişkilerine dinamit koymaya çalıştığı iddiaları göz ardı edilemeyecek kadar büyüktür.

“PEKİN FONLUYOR” DİYENLERİN ELİNDE TEK BİR BELGE VAR MI ?!….

Ayrıca Uygur uyruklu Hidayet Oğuzhan’ın Facebook sayfasındaki yazılı açıklamalarında ve eylemcilerin dilinde yer alan “Gazeteciler Çin devletinin finansmanı ile bu geziyi yaptı“ iddiası da hukuki olarak büyük bir açığı barındırmaktadır.

Bu eylemi yapanların; seyahate katılan Türk gazetecilerin uçak biletlerini, konaklama ve ulaşım masraflarını kendi ceplerinden veya bağlı bulundukları saygın medya kuruluşlarının bütçesinden karşılamadığına dair ellerinde somut tek bir fatura, dekont veya kanıt var mı?

Eğer Ortada hiçbir yasal belge yokken, tamamen varsayımlar üzerinden Türk basın mensuplarını “Pekin’in fonladığı kalemler” olarak yaftalamak, eleştiri hakkı değil; somut dayanaktan yoksun bir itibar suikastı ve açık bir iftira kampanyasıdır.