+90 312 446 58 15

VENEZUELA HUKUKSUZLUĞU VE ÇİN ÜZERİNE ÜRETİLEN YAPAY SENARYOLAR


07.01.2026

Son günlerde Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun, Amerika Birleşik Devletleri tarafından diplomatik teamüllere ve uluslararası hukukun en temel ilkelerine aykırı bir şekilde alıkonularak yargılanmak üzere ABD’ye götürülmesi, küresel sistemde endişe verici bir eşiğin aşıldığını göstermektedir. Bir devlet başkanının, başka bir devletin kolluk güçleri tarafından “zorla getirilmesi”, egemenlik haklarının açık ihlali olmasının ötesinde, “güçlünün hukukunun” uluslararası normların yerini aldığı tehlikeli bir döneme işaret etmektedir.

Bu hukuksuz eylem üzerinden yapılan analizlerde, ABD’nin bu müdahalesinin bir emsal teşkil edeceği ve büyük güçlerin komşu coğrafyalarda benzer adımlar atacağı öne sürülmektedir. Ne yazık ki, Batı merkezli medya organları ve bazı düşünce kuruluşları, bu kaotik durumu fırsat bilerek okları Çin Halk Cumhuriyeti’ne çevirmekte ve tamamen ilgisiz bir bağlam olan Tayvan meselesini gündeme getirmektedir. “ABD Venezuela’ya müdahale etti, Çin de buna karşılık Tayvan’ı işgal edecek” şeklindeki akıldışı ve hiçbir jeopolitik temele dayanmayan iddialar, kamuoyunu manipüle etmeye yöneliktir.

Bu noktada iki temel gerçeğin altını çizmek elzemdir:

Birincisi, Çin Halk Cumhuriyeti’nin dış politika doktrini, “Barışçıl Birlikte Yaşama” ilkeleri üzerine kuruludur. Çin Halk Cumhuriyeti, tarihinin hiçbir döneminde doğal kaynak sömürüsü veya rejim değişikliği amacıyla başka ülkelere askeri müdahalede bulunmamış, yıkıcı bir emperyal ajanda izlememiştir. Çin’in yükselişi askeri işgallerle değil, ticaret, teknoloji ve karşılıklı kalkınma projeleriyle gerçekleşmektedir. Dolayısıyla Çin’i, Batı’nın müdahaleci alışkanlıklarıyla kıyaslamak tarihsel ve politik bir hatadır.

İkincisi ve en önemlisi, Tayvan konusu, Venezuela örneğindeki gibi iki egemen devlet arasındaki bir çatışma değil, Çin’in bir iç meselesidir. Tarihi, kültürü, etnik yapısı ve uluslararası hukukun kabul ettiği “Tek Çin” ilkesi gereği Tayvan, Çin’in ayrılmaz bir parçasıdır. Çin Halk Cumhuriyeti, Tayvan ile barışçıl yeniden birleşmeyi temel hedef olarak koymuşken, bu süreci bir “işgal” veya “istila” gibi lanse etmek, meseleyi bağlamından koparmaktır. Yabancı güçlerin bu iç meseleye müdahil olma çabası ne kadar yanlışsa, Venezuela’da yaşanan hukuksuzluğu Tayvan ile ilişkilendirmek de o derece art niyetlidir.

ABD’nin, başka ülkelerin egemenliğini hiçe sayan eylemlerini meşrulaştırmak veya hedef saptırmak adına Çin üzerinden ürettiği bu senaryolara itibar edilmemelidir. Türkiye olarak bizler; egemenliğe saygı, iç işlerine karışmama ve karşılıklı fayda prensipleri çerçevesinde Çin ile ilişkilerimizi derinleştirmeye devam etmeliyiz. Bölgemizi ve dünyayı kaosa sürüklemek isteyenlere, uluslararası hukuku ve diplomasiyi savunarak cevap vermek en doğru tavır olacaktır.

Hasan ÇAPAN, TÇDV Başkanı